About admin

This author has not yet filled in any details.
So far admin has created 14 blog entries.

Yaşar Kemal ile Halaya Durmak

Yaşar Kemal ile Halaya Durmak

Nihayet o günler geldi çattı. Sürecini Arif Keskiner’den heyecanla takip ettiğimiz Yaşar Kemal Buluşmaları’nın birincisi dev yaratıcının “Doğduğu Yerde, Büyüdüğü Topraklarda…” yapıldı.

Üç beş arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu Yaşar Kemal Platformu, edebiyatında önemli bir yer tuttuğuna inandıkları “UMUT ÇİÇEKLERİ” çocuklarla işe başlamaya öncelik vermişler ve çocuklar arasında bir resim yarışması açmışlar. Nisan’ın 20, 21 ve 22’sinde olmak üzere 3 güne yayılmış “Yaşar Kemal Kültür ve Sanat Festivali”nde böylelikle ilk gün, İstanbul ve Ankara’dan davet edilen edebiyatçı, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan Yaşar Kemal dostlarıyla birlikte bu yarışmanın sergisi gezildi. Çocukların yaptığı resimler gözlere ve ruha bir şenlikti. Her bir resim ayrı bir “umut çiçeği”ydi. Çocukların Yaşar Kemal’den çağlayan izlenimleri derelerde, kuşlarda, dağlardaydı…

Akşamına da Yılanı Öldürseler romanının filmi, yönetmeni ve başrol oyuncusu Türkân Şoray’la birlikte izlendi. Nebil Özgentürk, sinemamızın sultanını sürprizlere boğdu. İlki geceye katılamayan oyuncu arkadaşı Ahmet Mekin’e telefonla bağlanması, diğeri ise filmin çocuk oyuncusu Pars Sezer’i 36 yıl sonra karşısına koca bir adam olarak çıkarmasıydı. Arif Keskiner ne yapıp edip o küçük oyuncunun izini bulmuş, filmin ana oğlunu karşılaştırmıştı. Filmde Esme rolündeki Türkân Şoray’ı izlerken, köyün en güzel kızını, belki de en bahtsız kadınını başkası oynayamazmış gibi geliyor.

Ertesi günü, Osmaniye Valisi Kerem Al’ın da katılımıyla Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nde yapılan sempozyumun ilk bölümü “Yaşar Kemal Edebiyatında Çocuk” başlıklı idi. Moderatörlük görevini üstlenen Yalvaç Ural “Sanal dünyanın oyunlarıyla beslenen çocuklara edebiyatı anlatabilmek için Yaşar Ağabey’in yazılarına bakmalarının sağlanması” gerektiğini vurguladı. Feridun Andaç, “Yaşar Kemal’in anlatılarında çocuk olmak ve anlatıcı olarak çocuk duyarlılığı” üzerinde de durdu. Yaşar Kemal’in anılarını yazmadığını ama Kimsecik üçlemesinin “hayatının tanıklığı olduğunu” söylediğini belirtmesinin ardından bir sonuç gibi “sığınılacak yer doğadır” diye ekledi. “Yaşar Kemal Araştırmaları Nasıl Yürütülmeli” başlıklı ikinci bölümüne, moderatörlük görevini üstlenen Yaşar Kemal Vakfı başkanı Ayşe Semiha Baban, edebiyatçımızın her bir satırı dikkatle hazmedilerek okunası “Edebiyatın Gücü” başlıklı yazısıyla başladı. Prof. Dr. Kenan Mortan, barışsever Yaşar Kemal’in evrenselliğe armağan edilen yegâne yazarımız olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Onur Bilge Kula ise kaçırılmayacak bir seminer verircesine gerçekleştirdiği konuşmasında Yaşar Kemal’in barışçıllığından söz açarak, insanın özerkleşmesi ve özgürleşmesi olmadan barışın olamayacağını belirtti. Yaşar Kemal’in Anadolu’nun katmanlarını belirleyen çok dillilik, çok dinlilik ve çok kültürlülük başlıklarını içeren “tolerans” açısından da araştırılması gerektini vurguladı. İnsandaki trajik ögenin ahlaken yapması gerekeni bilip de yapmaması acizliği olduğunu belirterek, dil olmadan düşünce olmayacağı; düşünce olmadan da dil olmayacağını; dilin hep tasarımlanıp kurgulandığını vurguladı. Tekil ve tek anlamlılığın bilime özgü olduğunu, oysa edebiyatın farklı olduğunu; sözcükleri çok anlamlaştırmanın, estetikleştirmenin Yaşar Kemal’in en belirgin özelliklerinden biri olduğunu aktardı. Sempozyumun bir başka hoşluğu konuklara dağıtılan portakal çiçeklerinden yapılmış bileklikler ve salona yayılan buram buram kokusuydu. İkinci günün akşamında Osmaniye Musiki Derneği’nin türkülerden oluşan konseri de büyük bir coşkuyla geçti.

Ertesi günü Yaşar Kemal’in doğum yeri Hemite’deki Uçurtma Şenliği’ne varmadan önce Arif Keskiner’in rehberliğinde Kastabala antik kentine uğrandı. (Tam 9 yıl önce orada büyük bir mücadele verilmişti. Kastabala ören yerinin hemen yanı başına bir çimento fabrikası kurulmak isteniyordu. Yakınlardaki Karatepe kazılarını yürüten, Yaşar Kemal’in büyük dostlarından Halet Çambel büyük bir mücadeleye başlamıştı bunun önüne geçmek için. Nail Çakırhan’ı 2008’in Ağustosu’nda hastanede ziyaretimde Halet Hoca bu konudaki çalışmalarından da bahsetmişti.

Hastane çıkışı gittiğim Yapı Kredi Yayınları’nda Yaşar Kemal’le karşılaşınca -masallardaki ufacık çocuğun o iyi yürekli, kurtarıcı koca devle karşılaşmasının sevinci ve heyecanıyla- hemen bir çırpıda özetleyivermiştim konuyu. Kızgınlıkla, hemen oracıkta çözüm ve yöntem arayışına girdiğinin tanığıyım. Arif Keskiner ve dostları Kastabala Platformu oluşturarak sürecin bayrak taşıyıcısı oldular. Nail Çakırhan’ın öldüğü gün, başsağlığı için Halet Çambel’i arayan ve kendisi için yapabileceği bir şey olup olmadığını soran Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a Halet Hoca “Evet, var” diye yanıt vermişti. “Kastabala’yı kurtarın!” Ve Kastabala kurtuldu.).

Sonraki uğrak yerimiz ise Halet Çambel’in ömrünü adadığı Karatepe Açık Hava Müzesi oldu. Türkiye’nin ilk başarılı çıplak beton uygulamasının yapıldığı ilk açık hava müzesi Halet Çambel’in iş yoldaşı arkeolog Murat Akman’la gezildi.

Buluşma’nın ve sempozyumun açılışında Nebil Özgentürk’ün Bir Yudum İnsan Yaşar Kemal belgeselinin özeti gösterildi. Görüntülerden birinde Yaşar Kemal dev cüssesi ve dev coşkusuyla elinde mendil halaya duruyordu. Bu üç gün de böyle hep beraber halaya dururcasına coşkuyla ve şen geçti. Velhasılı Yaşar Kemal Platformu’nun düşünüp; Osmaniye’nin valiliğiyle, belediyesiyle, kültür müdürlükleriyle, kentlisi köylüsü halkıyla el birliğiyle kaynaşıp coşmuş şenlikli bir buluşma oldu.

Arif Keskiner festival broşüründeki önsöz’ünü şöyle bitirmiş: “ŞÖLENİMİZ VAR! Aydınlık ve güzel günlere, Yaşar Kemal’e sözümüz var. BARIŞ adına, SEVGİ adına selamlarımız, daha söylenmedik TÜRKÜLERİMİZ var söylenecek…”

Güncel politikalar ne olursa olsun Yaşar Kemal unutulmaz-unutturulamaz, Anadolu’nun evrensel bir kültür mirası olarak çoktan yerine yurduna oturmuş bir menhirdir. Yaşarken de öyleydi, şimdi de; hep…

(Melih Güneş’in t24.com’da yer alan yazısından.)

Yaşar Kemal’in Coğrafyası

Yaşar Kemal’in Coğrafyası

Kısa süre önce yitirdiğimiz Yaşar Kemal için onun doğup büyüdüğü topraklarda nitelikli bir anma programı yapılıyor. Daha dün gibiydi ona veda ettiğimiz Teşvikiye Camii’ndeki tören. Ama üzerinden ne kadar zaman geçtiğini yakın dostu Arif Keskiner‘den öğreniyoruz:

“Aramızdan ayrılışının ikinci yılında…”

Anlıyoruz ki Yaşar ağabeyi sonsuzluğa uğurlayalı iki koca yıl geçmiş.

20-21-22 Nisan günleri devam edecek etkinliğin tam adı “Yaşar Kemal Buluşmaları 1- Osmaniye” olarak saptanmış. Ama bir de üst başlığı var:

“Yaşar Kemal Kültür Sanat Edebiyat Festivali”

Yaşar Kemal Platformu adına bu “buluşmaların” amacını yine Arif Keskiner’den dinleyelim:

»Amacımız sayısız ulusal ve uluslararası ödül sahibi ünü dünyayı sarmış hemşerimizi bundan böyle her yıl sevgi ve özlemle anmak, unutmamak ve unutturmamaktır.

İşe çocuklardan başlamayı seçip Osmaniye’deki ilk ve ortaokul öğrencileri arasında Yaşar Kemal ve onun izleri temalı bir resim yarışması düzenlendi. Çocuklar ile büyük yazar arasında son derece sıcak köprüler kurulduğunu yarışma sergisini gezince görüyorsunuz.

Sergi sonrasında Yaşar Kemal’in aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan “Yılanı Öldürseler” filminin özel gösterimi vardı. Ama ondan önce Nebil Özgentürk‘ün hazırladığı Yaşar Kemal belgeseli gösterildi. Ardından da 1981’de çekilen filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Türkan Şoray ile Nebil Özgentürk söyleşi yapıldı.

Söyleşi sırasında Nebil, iki kez Türkan Şoray‘ı yerinden kaldıran sürprizler yaptı. Birinde hastalığı nedeniyle Osmaniye’ye gelemeyen filmin erkek başrol oyuncusu Ahmet Mekin‘i telefonla salona bağladı. Tabii Türkan Sultan’a da… İkili arasında duygusal konuşmalar geçti. En çok da Yaşar Kemal…

İkinci sürpriz ise sadece Türkan Şoray’ı değil bütün salonu ayağa kaldırdı. Filmin ana karakteri küçük bir çocuktu… Türkan Şoray’ın oğlunu canlandırıyordu. Ahmet Mekin, Türkan Şoray, Aliye Rona, Yaman Okay, Erol Demiröz, Talat Bulut, Hüseyin Peyda ve Mahmut Cevher gibi sanatçıların arasında son derece güçlü bir oyun veriyordu.

Şoray, çekimler sırasında geceleyin ciddi bir trafik kazası da geçirdiklerini anlatıyordu ki, Nebil sordu:

»Araçta kimler vardı?

Benim asistanım Zafer Par aracı kullanıyordu. Ön koltukta ben, arkada Güneş Karabuda vardı, bir küçük oyuncumuz vardı..

»Adını hazırlıyor musunuz?

Valla çok yıl geçti filmin afişine bakmak lazım.

Ben söyleyeyim Pars Sezer… Ve Pars şimdi burada!..

Aradan tam 36 yıl geçmiş ve hiç görüşmemişler. O zaman 10 yaşında bir çocuk olan Pars Sezer şimdi bölgede faaliyet gösteren büyük bir firmanın genel müdürü olmuş. Türkan Sultan filmdeki oğlunu sahibi bir ana şefkatiyle sarıldı, öptü.

Sonra merakla sordu:

»Daha sonra başka filmlerde oynadın mı?

-Sizinle oynadığım filmim ilk ve son filmim oldu.

Birlikte fotoğraf çektirirken salonda bulunanların gözleri dolmuştu.

Yaşar Kemal Buluşmaları’nın ortasında geniş bir sempozyum yer alıyor. Adnan Binyazar “Dede Korkut’tan Yaşar Kemal’e Ağıt Kültürü” başlıklı bir sunum yapacak. Usta yazarın edebiyatında çocuk konusu ikinci oturumda Yalvaç Ural’ın yönetiminde Feridun Andaç, Prof. Dr. Sedat Sever, Doç. Dr. Seza Yılancıoğlu birer konuşma yapacaklar.

Yaşar Kemal Araştırmaları Nasıl Yürütülmeli? Başlıklı oturumu yazarın eşi Ayşe Semiha Baban Göğceli yönetecek. Prof. Dr. Cevat Çapan, Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Prof. Dr. Kenan Mortan tartışacaklar.

Şenliğin son günü ise Yaşar Kemal’in köyü olan Hemite’ye gidilecek ve orada Uçurtma Şenliği yapılacak.

Bu türden etkinlikler büyük şehirlerde yapılabiliyor. Ama yazarın kitaplarındaki coğrafya içinde gerçekleştirmek başlı başına bir halk sevgisi ve saygısına denk düşüyor.

Bu hali de Yaşar Kemal’e çok yakışıyor.

(Nazım Alpman’ın Birgün Gazetesi’ndeki yazısıdır.)

Osmaniye’de “Yaşar Kemal Buluşmaları”

Osmaniye’de “Yaşar Kemal Buluşmaları”

Osmaniye’de Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Yaşar Kemal adına düzenlenen “Yaşar Kemal Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında, edebiyatçının doğduğu köyde uçurtma ve kültür şenliği gerçekleştirildi.

Osmaniye’de Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Yaşar Kemal adına düzenlenen “Yaşar Kemal Buluşmaları” etkinlikleri kapsamında, edebiyatçının doğduğu köyde uçurtma ve kültür şenliği gerçekleştirildi.

Hemite Köyü, Yaşar Kemal Parkı’nda düzenlenen şenliğe katılan çok sayıda aile, çocuklarıyla uçurtma uçurdu, eğlenceli vakit geçirdi.

Yöresel yemeklerin ikram edildiği şenliğe gelenler Yaşar Kemal’in ünlü romanı “İnce Memed” i tasvir eden heykel ve yazarın eserlerinin bulunduğu “Yaşar Kemal Kültür Evi”ne de ilgi gösterdi.

Festival tertip komitesi üyesi Ebru Onay Aksoy, festivalin son gününde Yaşar Kemal’in doğduğu köyde bulunmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Festivalin coşku içinde geçtiğini dile getiren Aksoy, “Halkımız festivalimize yoğun ilgi gösterdi. Büyük yazarı anıyoruz. İnşallah bu sene birincisini gerçekleştirdiğimiz festivalimizi önümüzdeki yıllarda uluslararası boyuta taşımak istiyoruz.” ifadesini kullandı.

(Haberler.com’da yer alan haberdir.)

Osmaniye’ye Yaşar Kemal Geldi!

Osmaniye’ye Yaşar Kemal Geldi!

Osmaniye’ye girişte bizi yer fıstığı tarlaları karşılıyor. Yemyeşil bir doğa. Zeytin ağaçları, ormanları, bağlarıyla Kuzey Ege’yi anımsatan bir görünüm. Şehre doğru sıra sıra yer fıstığı fabrikaları…

20-22 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen 1. Yaşar Kemal Buluşmaları’nın ana teması çocuklar. İlk etkinlik ilk ve ortaokullar arası “Yaşar Kemal ve Benim Çukurova’m” resim sergisinin açılış töreni. Resim yarışması gibi etkinlikleri pek sevmem ama tüm Osmaniye’den 1012 öğrencinin katıldığını öğrenip resimlere yansıyan Yaşar Kemal portrelerini görünce fikrim değişiyor. Daha festival başlamadan Yaşar Kemal öğrencilerle buluşmuş, diye düşünüyorum.

Yaşar Kemal’in aynı adlı eserinden uyarlanan ve Türkan Şoray’ın yönetip başrolünde oynadığı “Yılanı Öldürseler”in özel gösterimine katılıyoruz. Osmaniyeliler akın akın geliyor, salon gerçek anlamda hınca hınç doluyor. Oturandan çok ayakta duran var. Park328 AVM Sinema Salonu’ndaki gösterimin öncesinde Nebil Özgentürk, Türkan Şoray’la hoş bir söyleşi gerçekleştiriyor. Türkan Şoray Osmaniye’de çekilen filmin öyküsünü, kamera arkasında yaşananları tatlı dille anlatıyor. Ahmet Mekin telefonla bağlanıyor. 37 yıl önce çekilen filmin çocuk oyuncusu Pars Sezer bulunmuş, sahneye davet ediliyor.

Akşam yemekteki sohbetimizde Türkan Şoray yine Osmaniye’de çekilen kült film Selvi Boylum Al Yazmalım’dan anılar anlatıyor. Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban’la birlikte bu festivalin gerçekleşmesini sağlayan yapımcı Arif Keskiner’in çektiği filmlerle şehrine ne denli büyük katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Ertesi gün Hemite’ye giderken Kastabala’dan, Aslantaş Barajı’ndan, Selvi Boylum Al Yazmalım’ın çekildiği yerlerden geçiyoruz. Osmaniyeliler Selvi Boylum turları düzenlemeli. Filmin tarihle ve doğayla buluştuğu yerler, şehre has lezzetler sinemaseverlerin ilgisini çekecektir. Gerçekten müthiş güzellikler ve derin bir tarihi birikim var Osmaniye’de.

İkinci gün Korkut Ata Üniversitesi’nin yemyeşil yerleşkesinde Yaşar Kemal Sempozyumu gerçekleştiriliyor. Toplantı aralarında Yaşar Kemal’in dostları anıları yâd ediyor. Konuşmacılardan Kenan Mortan’ın dediği gibi Yaşar Kemal Muhipleri Cemiyeti’nin üyeleri bu çabaya destek vermek için gelmiş. Turgut Kazan, Umur Bugay, Metin Deniz, Zeynep Oral, Jülide Aral, Fahri Aral, Yalvaç Ural, Nazım Alpman, Feridun Andaç, Faruk Şüyün, Ali Eyüboğlu, Melih Güneş, Onur Bilge Kula… Rektör Prof. Dr. Murat Türk’ün ilgisini görünce Yaşar Kemal Enstitüsü’nü kurmak Korkut Ata Üniversitesi’ne yakışır diye konuşuyoruz.

Festivali tüm şehir birlikte gerçekleştiriyor. Arif Keskiner’in başkanlığında kurulan Yaşar Kemal Platformu’nu Osmaniye Valiliği, Osmaniye Belediyesi, Korkut Ata Üniversitesi, Doğu Akdeniz Kalkınma Vakfı, Osmaniye Barosu, gazeteciler cemiyetleri oluşturmuş. Tosyalı Holding de destek vermiş. Bütün bir şehir el verince de ortaya güzel işler çıkmış. Vali Kerem Al, milletvekilleri, Belediye Başkanı Kadir Kara ve vekilleri tüm etkinlikleri izledi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Garip Yıl organizasyonun her aşamasında işbaşındaydı.

1.Yaşar Kemal Buluşmaları’nın doruk noktası Hemite köyündeki şenlikti. Binlerce kişi toplanmıştı. 16 dönümlük Yaşar Kemal Parkı’nda İnce Mehmet Heykeli, Yaşar Kemal Kültür Evi ziyaret ediliyor. Uçurtmalar uçuruluyor. Resim yarışmasından kazananlar ödüllerini alıyor ve şenliği Mazlum Çimen, Nida Ateş ve Mehmet Seske türküleri ile taçlandırıyordu.

Osmaniye’ye Yaşar Kemal geldi ve doğup büyüdüğü yer Yaşar Kemal’i muhabbetle kucakladı. Bir Yaşar Kemal muhibbi olarak mutlu oldum. Osmaniyelilere teşekkür ederken festivalin nice yıllar sürmesini diliyorum.

(Metin Celal’in Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazısıdır.)

Yaşar Kemal Kültür Belleğimiz

Yaşar Kemal Kültür Belleğimiz

“Yaşar Kemal benim için memleket demek”… “Benim için çocukları en çok seven yazar demek”… “Bence o Anadolu’dur”… “Ama asıl Çukurova’dır”… “İnce Memed’dir”…

Cıvıl cıvıl çocuklar. İlk ve ortaokullar arası resim yarışması sergisinin açılışındayız. Osmaniye’deyiz… Yazarın doğup büyüdüğü Hemite köyü Osmaniye’ye bağlı… Yarışma konusu “Yaşar Kemal’in ve Benim Çukurovam”.

Çocukların yaratıcılığı anlatılır gibi değil. Düşünceyi, kavramları resmetmişler. Yazarın kitaplarından türküler akıyor; kazaya uğrayan gözünde kuşlar uçuyor, kaleminden Toroslar yükseliyor; yazarın gözlükleri sarı sıcak doğayı rengârenk bir dünyaya dönüştürüyor… Ah o görseydi bu resimleri çıldırırdı… İşte diyorum Yaşar Kemal, yani kültürel belleğimiz…

İmece ve gönüllü emekle

Baştan başlıyorum: Her şey bir avuç insanın “Doğduğu Yerde, Büyüdüğü Topraklarda…” diyerek kolları sıvamasıyla ve Yaşar Kemal Platformu kurmasıyla başladı. Arif Keskiner’in deyişiyle kendilerini “borçlu hissettiler.” Her yıl tekrarlanacak “Yaşar Kemal Buluşmaları”nın ilki için 8 ay boyunca çalıştılar. İmece usulü ve sadece gönüllü emekle… Sonra Vali Kerem Al’a ve Belediye Başkanı Kadir Kara’ya gittiler. İkisi de destek sözü verdi. Tüm kamu kuruluşları, valilik, belediye, üniversite, kültür müdürlüğü, müzeler, okullar, herkes seferber oldu…

Öyle ya, Yaşar Kemal, bu toprakların, Anadolu’nun bir kültür değeriyse; bu çok katmanlı topraklardan gelmiş geçmiş tüm uygarlıklardan nasibini almışsa ve bugün sadece Türkiye’ye değil, gerçek anlamda dünyaya mal olmuşsa, eh Osmaniyelilerin, Çukurovalıların biraz övünme hakkı olsundu artık! Hem zaten Yaşar Kemal’in doğduğu ve büyüdüğü toprakları gördükçe, tanıdıkça, Yaşar Kemal olmanın rastlantısal olmadığını daha iyi anlıyorsunuz.

İstanbul’dan akademisyen, yazar, sanatçılardan oluşan Yaşar Kemal dostları, üç gün süren buluşmada konferans, açık oturumlar, sergi, konser, okullar arası öykü ve resim yarışmaları yanı sıra, Hemite köyü, Osmaniye Kent Müzesi, çok çarpıcı, çok ilginç Bella Bartok Müzesi, Karatepe ziyaretleri, ayrıca “uçurtma şenliği” gibi etkinlikler birbirini izledi…

Bunların tümünü paylaşmam imkânsız: Ancak Türkan Şoray’ın yönetip başrolü oynadığı açılış filmi “Yılanı Öldürseler”in gösteriminden önce Türkan Şoray’ın sıcacık konuşmasıyla, sahnedeki var oluş biçimiyle salonu kucaklaması görülecek şeydi. Rahatsızlığından dolayı geceye katılamayan Ahmet Mekin’in salona telefonla bağlanması, filmin çocuk oyuncusu Pars Sezer’in 37 yıl sonra Türkan Şoray’la ilk kez karşılaşması gibi sürprizler ve Yaşar Kemal’in “Benim en usta yönetmenim” dediği Şoray, tüm izleyiciyi bir kez daha büyülüyordu…

Yaşar Kemal Araştırmaları

İki açık oturumun ilki “Yaşar Kemal Edebiyatında Çocuk” konuluydu. Feridun Andaç’ın saptamasıyla Yaşar Kemal sadece çocuklar için yazmakla kalmamıştı, aynı zamanda çocuk ruhuyla yazmıştı. Evet, bir çocuk kadar saf ve temiz…

Üzerinde durmak istediğim “Yaşar Kemal araştırmaları nasıl yürütülmelidir?” başlıklı ikinci oturum:

Prof. Kenan Mortan, Yaşar Kemal araştırmaları için ileriye dönük bir yol haritası çizdi. Satır başlarını şöyle özetleyebilirim:

– Yaşar Kemal, barışın yazarıydı, barış kavramı üzerinden araştırılmalıydı…

– Dil üzerinden araştırılmalıydı. Ali Püsküllüoğlu’nun Yaşar Kemal Sözlüğü’ndeki yüzlerce deyiş, sözcük yaşama sokulmalıydı…

– Değişimin yazarıydı. Her romanı ekonomik, politik ve toplumsal değişimi ortaya koyuyordu, değişim üzerinden araştırılmalıydı.

– Belge, bilgi, anı, anekdot toplanmalıydı. (Vakıf yaptığı çağrıyla buna başlamıştı.)

– 52 kitabı 57 dile çevrilmişti. Bunların karşılıklı araştırılması…

– Abidin Dino’nun deyişiyle “Yaşar Kemal türkülerin müfettişi”ydi. Bu araştırılmalıydı.

Prof. Sedat Sever, Yaşar Kemal’in tüm yazınsal metinlerini Anadolu’daki çok katmanlılıkla ele almamız gerektiğini vurguladı: Çokseslilik, çok dillilik, çok dinlilik, çok kültürlülük açılarından…

Üç gün boyunca Yaşar Kemal’in doğduğu yerde, büyüdüğü topraklarda, her yaştan, her disiplinden insanla Yaşar ‘4Bemal’i konuşmak, düşünmek, düşlemek inanın insana çok iyi geliyor… Üstelik her yer buram buram portakal çiçeği kokuyor…

Ayşe Semiha Baban’ın bizle paylaştığı Yaşar Kemal’in sözleri dönüş yolunda bile içimde umut çiçeklerini yeşertiyor.

“Sanat, daha doğrusu söz sanatları, bir ateş gibi ulaştığı yerdeki bütün kirleri temizler, gökyüzü gibi pırıl pırıl eyler.”

Emeği geçen, katkıda bulunan herkese teşekkürler.

İyi ki varsınız…

Zeynep Oral – Cumhuriyet Gazetesi

Osmaniye’de Yaşar Kemal Sempozyumu

Osmaniye’de Yaşar Kemal Sempozyumu

Osmaniye’de, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal için sempozyum düzenlendi.

Osmaniye’de, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal’in anısına bu yıl ilki düzenlenen ‘Yaşar Kemal Kültür, Sanat ve Edebiyat Festivali’ etkinlikleri kapsamında ‘Yaşar Kemal Sempozyumu’ düzenlendi. OKÜ’de ki sempozyuma Vali Kerem Al, Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Türk, Baro Başkanı Dilem Aksoy, kamu kurum ve kuruluşları il müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, öğrenciler ve Festival için Osmaniye’ye gelen pek çok konuk dinleyici olarak katıldı. Yaşar Kemal Platformu üyelerinden Ebru Aksoy, açılış konuşmasında, Yaşar Kemal Kültür, Sanat ve Edebiyat Festivalinin düzenlenmesinde emeği ve katkısı olan herkese teşekkür etti. Daha sonra konuşan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Türk ise Yaşar Kemal’in kitaplarında Çukurova’yı anlattığı bölümleri okuyarak, “Eşsiz kalemiyle eserlerini özgün bir anlatıma döndüren usta kalemin betimlemesinin bu gücü, yaşadığı topraklara sevdası ve yörenin sözlü edebiyatın kendine özgü anlatımıyla harmanlanmasından gelir” diye konuştu. Yaşar Kemal’in eserleriyle ölümsüzleştiğini belirten Prof. Dr. Türk, “Yaşar Kemal’in kitapları nesiller boyunca okunacak ve Anadolu’yu dünyaya tanıtacaktır.” dedi.

VALİ KEREM AL: YAŞAR KEMAL, EDEBİYATIMIZIN ULU ÇINARIDIR.

Vali Kerem Al ise yaptığı konuşmada, zengin edebiyatımızın evrensel eserler veren, dünyaca meşhur söz ustası Yaşar Kemal’i anmak için düzenlenen etkinlikte bulunmaktan ve festival dolayısıyla gelen konukları Osmaniye’de ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Vali Al, “Çukurova mümbit topraklara sahip bir coğrafyadır. Verimlilik sadece ürün anlamında değildir, bu topraklarda aynı zamanda sanatın her kolunda ürünler veren sanatçılar da yetişmiştir. Bu sanatçıların en önemlilerinden biri olan Yaşar Kemal’i bugün burada hep birlikte anıyoruz. Yaşar Kemal, Çukurova coğrafyasının gür bir sesidir, edebiyatımızın ulu çınarıdır. Çukurova’yı onun kadar güzel anlatan başka bir yazar yoktur. Çukurovalılar olarak, Türkiye olarak yazarımızla övünüyoruz.” diye konuştu. Dünya edebiyatının devi olan Yaşar Kemal’in gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla düzenlenen festivalin uzun soluklu olmasını temenni eden Vali Al, emeği ve katkısı olan herkesi kutlayarak sözlerine son verdi. Açılış konuşmalarının ardından Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan “Bir Yudum İnsan; Yaşar Kemal” adlı belgeselin gösterimi yapıldı. Yazar Adnan Binyazar’ın “Dede Korkut’tan Yaşar Kemal’e Ağıt Kültürü” başlıklı makalesinin okunmasının ardından Sempozyumun “Yaşar Kemal Edebiyatında Çocuk” başlıklı ilk bölümüne geçildi. Yalvaç Ural moderatörlüğünde gerçekleştirilen birinci bölümde Eleştirmen-Yazar Feridun Andaç, Yazar Prof. Dr. Sedat Sever ve Akademisyen Yrd. Doç. Dr. Seza Yılancıoğlu konuştu. Sempozyumun “Yaşar Kemal Araştırmaları Nasıl Yürütülmelidir?” başlıklı ikinci bölümünde ise Ayşe Semiha Baban Gökçeli moderatörlüğünde Yazar Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Yazar Prof. Dr. Kenan Mortan ve Yazar Prof. Dr. Sedat Sever konuşmalarını gerçekleştirdiler. Program düzenlenen kokteyl ile son buldu.

Haber: İbrahim EMÜL/OSMANİYE – Basakgazetesi.com

Bu Topraklarda Sonsuza Dek ‘Yaşar’ Kemal…

Bu Topraklarda Sonsuza Dek ‘Yaşar’ Kemal…

“Dünyanın ucunda bir gül açılmış, efil efil esen yele merhaba. Karanlığın sonu bir ulu şafak, sarp kayadan geçen yola merhaba…”

Aylardır üzerinde çalıştığımız, mücadele ettiğimiz, yorulduğumuz, yoğurulduğumuz Yaşar Kemal Kültür-Sanat ve Edebiyat Festivali sonunda gerçekleşti. 20-21-22 Nisan tarihlerinde,

 

Çukurova’da Koca Yaşar’ın doğduğu yerde, büyüdüğü topraklarda gönül gönüleydik. Bütün şehri Yaşar Kemal için bir araya getiren, aradaki görünen görünmeyen bütün farkları kaldıran ve herkesi birleştiren bir festival gerçekleşti.

Festivalin açılışı “Yaşar Kemal ve Benim Çukurova’m” konulu resim yarışmasının sergisi ile yapıldı. Osmaniye Park328 AVM’de gerçekleşen sergiye halkın ilgisi büyüktü. Festival davetlileri çocukların hayal güçlerinin ürünü olan resimleri ilgiyle inceledi. Her çocuk kendi gözünden Yaşar Kemal’i anlatmaya çalışmıştı ve onun Çukurova’sını…

 

Köyün en güzel kızı Esme de aramızdaydı…

Festivalin açılışı düzenlemiş olduğumuz “Yaşar Kemal ve Benim Çukurova’m” konulu resim yarışmasının sergisi ile gerçekleşti. Sergi açılışının hemen ardından Türkan Şoray ve Nebil Özgentürk’ün katılımıyla ‘Yılanı Öldürseler’ filminin özel gösterimi yapıldı. Filmin yönetmenliğini üstlendiği gibi, başrol oyuncusu olan Türkan Şoray’la birlikte, gösterimde Ahmet Mekin’in de katılımı bekleniyordu. Ancak sağlık sorunları nedeniyle kendisini aramızda göremedik. Bakarsınız bir sonraki festivalde bize bir sürpriz yapabilir.

Film gösterimi öncesinde Nebil Özgentürk’ün sunumuyla keyifli bir söyleşi de gerçekleştirildi. Türkan Şoray’ı bu söyleşi de iki küçük sürpriz bekliyordu. Biri sevgili Ahmet Mekin’in araması oldu, diğeri ise ‘Hasan’ karakterine can veren Yılanı Öldürseler’in çocuk oyuncusu Pars Sezer’in gelişi… 36 yıl önceki rol arkadaşını karşısında görmek onu fazlasıyla şaşırtmış ve duygulandırmıştı. Pars Sezer’in sıcak ve samimi halleri de salonda bulunanlara neden ‘keşke oyunculuğa devam etseymiş’ dedirtti. 🙂

Festivalin ikinci günü ise ilk durağımız Osmaniye Belediyesi Kent Müzesi oldu. Müzedeki ziyaret ve yöresel yemek ziyafetinin ardından Yaşar Kemal Sempozyumu için rotamızı Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’ne çevirdik.

OKÜ… Yeşilin her tonunu içinde barındıran bir kampüs… 

“Yaşar Kemal Sempozyumu” Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi amfisinde gerçekleşti. Büyük ve yemyeşil bir kampüse sahip olan üniversite, misafirlerini fazlasıyla şaşırttı. “Yaşar Kemal Edebiyatında Çocuk” ve “Yaşar Kemal Araştırmaları Nasıl Yapılmalı?” konulu iki oturum şeklinde gerçekleşen sempozyumda Yalvaç Ural ve Yaşar Kemal’in sevgili eşi Ayşe Semiha Baban Gökçeli moderatördü. Konuşmacılar ise Prof. Dr. Sedat Sever, Yrd. Doç. Dr. Seza Yılancıoğlu, yazar Feridun Andaç, Prof. Dr. Onur Bilge Kula ve Prof. Dr. Kenan Mortan’dı.

Seminerin sunumunu üstlendiği gibi, açılışta Adnan Binyazar’ın “Dede Korkut’tan Yaşar Kemal’e Ağıt Kültürü” başlıklı makalesini okuyan da festivalin mimarlarından biri olan Ebru Onan Aksoy’du. Sempozyum sonrasında katılımcılara verilen ödüllerin ardından yeni durağımız Osmaniye Cebeli Bereket Kültür Merkezi oldu.

Bir yanda Aşık Veysel’in sesi, bir yanda turna semahı ve semazen…

Osmaniye Musiki Derneği Korosu’nun konseri için Cebeli Bereket Kültür Merkezi’ndeydik. Yaşar Kemal’in sevdiği ve söylemekten keyif aldığı türkülerin başrolde olduğu bu konserde salonda bulunanları şahane bir sürpriz bekliyordu. Önce Aşık Veysel’in sesi duyuldu salonda: “Allah Birdir Peygamber Hak” şiirini dinledik kendi sesinden. Sonrasında ise koronun söylediği “Ali Sevilmez mi?” türküsüne eşlik eden halk oyunu ekibi sahnede yerini aldı. Turna semahı ve semazen gösterisi izleyen herkesi büyüledi. Ve Yaşar Kemal’in kendi sesini duymak da salondakilerin duygusal anlar yaşamasına neden oldu. O, “O Yar Gelir”i söyledikçe gözlerinden yaşlar süzülenler de oldu. Ardından Ebru Onan Aksoy’un güzel yorumuyla dinledik bu türküyü…

Gökyüzünde Yaşar Kemal’i selamlayan uçurtmalar…

Festivalin üçüncü günü Yaşar Kemal’in köyünde gerçekleşti. Hemite Köyü’nde, Ceyhan Nehri kıyısında yapılan uçurtma şenliğinde tüm halk bir aradaydı. Yöresel ürünlerin satıldığı stantlar, birbirinden güzel uçurtmalar, neşeli çocuklar, Osmaniye’nin Dünkü Çocukları ve diğerleri… Halkın müthiş bir katılım gösterdiği şenlikte yine Çukurova’nın uzak yerlerinden gelen çocukların halk oyunu gösterilerini izledik. Üzerinde karikatürist Erdoğan Karayel’in çizimine yer verdiğimiz, “Yaşar Kemal Anadolu’dur!” yazan uçurtmaları gökyüzünde görmek içimize umut serpti. Gökyüzü uçurtmalarla doldu. Ceyhan Nehri, Ceyhan Nehri olalı bu kadar uçurtmayı gökyüzünde görmemişti, nehrin martıları bile o anlarda uçmayı kesip uçurtmaları izlediler…

Gözleri kocaman çocuklar için değer…

Resim yarışmasının ödül töreni de şenlik alanında gerçekleşti. İlk ve ortaokullar arasında gerçekleşen yarışmada toplam 100 çocuk ödül aldı. İki seviyeden de en iyi resmin sahibi 12’şer çocuğa tablet bilgisayarla birlikte, Nutuk ve İnce Memed kitapları hediye edildi. Ödül törenindeki heyecanları, gözlerindeki ışıltı ve tatlı sabırsızlıkları görülmeye değerdi. Yaşar Kemal’i ve onunla birlikte Çukurova’yı resmeden, onun gözünü kuşlarla süsleyen çocukların olduğu dünyada hala bir şeylerin umudunun yaşadığını gördük. Gözleri kocaman çocukların zihnine Yaşar Kemal’i düşürdük, eserleriyle sonsuza dek yaşasın diye…

“Ahmet Arif hasretinden prangalar eskitmiş, beni böyle eskitense prangalı hasretin.” 

Ödül töreninin ardından konser başlayana kadar sahne bir an bile boş kalmadı. Yörenin âşıkları, türkü söylemek isteyen çocukları, şairleri, sanatçıları… Hepsi sahnede tek tek yerini aldı… Akşam karanlığı çöktüğünde ise, daha uzaktan gelenlerin konserleri başladı.

Öncelikle sahne alan isim Nida Ateş’ti. Sazının telini titrettikçe yürekleri de titreten Nida Ateş, kendisini dinlemek için gelenlere güzel bir mesaj vermeyi de ihmal etmedi. “Korkmayın, vurun ellerinizi birbirine. Utangaçtır Çukurova’nın insanı, ama el çırpmakla elleriniz aşınmaz.”

Onun ardından sahne alansa Mazlum Çimen oldu. Kendi türkülerini okuyan ve dinleyenleri mest eden Mazlum Çimen’in ‘Feryad-ı İsyanım’ yorumu hala kulaklarımızda… Herkes için nefis bir konserdi. Onların sahneden ayrılışıyla birlikte Mehmet Seske sahnedeki yerini aldı. Deneyimli sanatçı sahneden coştu, coşturdu.

Bu yıl birincisini düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelmesini planladığımız Yaşar Kemal Kültür-Sanat ve Edebiyat Festivali gösterdi ki, biz Büyük Usta’nın kitaplarında söz ettiği o ‘dili’ bulduk. “Bir dil bulacağız her şeye varan, bir şeyleri anlatabilen…” diyordu ve o ortak dil hikâyenin başladığı topraklarda bulundu. Osmaniye Valiliği ve Osmaniye Belediyesi başta olmak üzere; Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’ne, DOĞAKA’ya, Osmaniye Barosu’na, Yaşar Kemal Vakfı’na, Tosyalı Holding’e, Park328 AVM’ye, Osmaniye Kadın Platformu’na, Keskiner Kültür ve Sanat Derneği’ne, Paragon Teknoloji A.Ş.’ye, KİY (Kurumsal İtibar Yönetimi)’ne, Osmaniye Musiki Derneği’ne ve Osmaniye Gazeteciler Cemiyeti’ne minnettarız.

Festivale bir şekilde katılan, katılmak isteyen, aynı amaçta bir araya gelen, maddi ve manevi destek olan herkese sevgilerimizi sunuyor, gelecek yıl yine aynı tarihte, aynı yerde bir arada olmayı umut ediyoruz.

Koca Yaşar’ın hayal ettiği gibi; yüreklerimizi karartmadan, sevinçlerimizi yitirmeden, hangi koşullar içinde olursak olalım, yüce dağların kovuklarında kartallar gibi yaşayalım. Var olun…

 

Yaşar Kemal Kültür ve Sanat Festivali Osmaniye’de Yapılacak!

Yaşar Kemal Kültür ve Sanat Festivali Osmaniye’de Yapılacak!

Orhan SENCER / İSTANBUL, (DHA)

TÜRK edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal’i anmak için 20-22 Nisan tarihleri arasında Osmaniye’de “Yaşar Kemal Kültür ve Sanat Festivali” düzenlenecek.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin üst katındaki Gazeteciler Restoranı’nda bir araya gelen Yaşar Kemal Kültür ve Sanat Festivali Düzenleme Komitesi, 20-22 Nisan tarihleri arasında Yaşar Kemal’i anmak için memleketi Osmaniye’de festival düzenleneceğini açıkladı. Festival kapsamında, programının ilk günü olan 20 Nisan’da “İlk ve Ortaokullar Arası ‘Yaşar Kemal’in ve Benim Çukurovam” konulu resim yarışmasının sergi açılışı yapılacak. Resim yarışmasının seçici kurulunda Yalvaç Ural, Besim Dalgıç, Sema Bicik, Mustafa Delioğlu ve Sedat Girgin’in yer aldığı açıklanırken, resim yarışmasına katılacak 1012 resim arasından seçilen 50 ilkokul ve 50 ortaokul öğrencisinin eserleri sergide yer alacak. Sergiye katılan 100 öğrenciye Yaşar Kemal’in, “Kalemler, Beyaz Pantolon ve Üç Anadolu Efsanesi” kitapları hediye edilecek. Ayrıca her iki seviyeden “En iyi 12’ler” olarak seçilen 24 öğrenciye birer adet tablet hediye edilecek. Aynı günün akşamı Türkan Şoray ve Ahmet Mekin’in katılımlarıyla “Yılanı Öldürseler” filminin gösterimi yapılacak. Filmin gösteriminden önce Nebil Özgentürk’ün moderatörlüğünde küçük bir söyleşi düzenlenecek.
21 Nisan’da ise Nebil Özgentürk tarafından hazırlanan “Renklerle bir Yaşar Kemal Portresi” belgeselinin gösterimi yapılacak. Adnan Binyazar tarafından verilecek “Dede Korkut’tan Yaşar Kemal’e Ağıt Kültürü” konferansının ardından Yaşar Kemal Sempozyumu gerçekleştirilecek. Sempozyumun “Yaşar Kemal Edebiyatında Çocuk” başlıklı birinci oturumun moderatörlüğünü Yalvaç Ural yapacak. Oturumda, yazar Feridun Andaç, Prof. Dr. Sedat Sever, Yrd. Doç. Dr. Seza Yılancıoğlu konuşmacı olacak.
Festival kapsamında Yaşar Kemal’in doğduğu Hemite Köyü’nde, şenlik alanındaki stantlarda yöresel ürünler sergisi, Karatepe Kilim atölyeleri ve ürünleri sergisi, ağaç oymacılığı, el sanatları sergileri düzenlenecek. Şenlik alanında kadın çiftçilerin çalışmalarından örnekler, cezaevi ürünleri sergileri, yöresel yemek çadırları, çocuklar için yüz boyama atölyeleri ve uçurtma şenliği de yer alacak. Müzik şöleninde Mazlum Çimen, Nida Ateş ve Mehmet Seske’den Yaşar Kemal’in sevdiği türküler dinlenecek. Ardından halk oyunları gösterileri ve aşıklar atışması yapılacak.

(Hurriyet.com.tr’de yayınlanan haberdir.)

Yaşar Kemal’i, Karayel’in Çizgileri Temsil Ediyor!

Yaşar Kemal Platformu, Stuttgart’ta yaşayan ünlü karikatürist Erdoğan Karayel’in “Yaşar Kemal ve İnce Memed” çalışmasının büyük ustayı temsil edebilecek en iyi çalışma olduğuna karar verdi.

AF (Stuttgart)

Dünyaca ünlü Türk yazar Yaşar Kemal’in ölümünün ardından açılan ve büyük usta adına çeşitli etkinlikler düzenleyen “Yaşar Kemal Platformu”, etkinliklerinde kullanmak üzere bir görsel arayışına girdi.

Yüzlerce sanatçının çizdiği portreler tek tek incelendi ve ünlü karikatürist Erdoğan Karayel’in “Yaşar Kemal ve İnce Memed” çalışmasının büyük ustayı temsil edebilecek en iyi çalışma olduğuna karar verildi.

Ancak, bu çalışmanın kullanım hakları için sanatçıdan izin alınması gerekiyordu. Platform yetkilileri, Karayel’e sosyal medya üzerinden ulaşarak çalışmasının kullanılması için izin istedi. Karayel, seçimlerinden dolayı memnuniyetini dile getirerek kullanım iznini seve seve verdi. Sonrasında çalışma afiş, pankart ve çeşitli mecralarda görsel olarak kullanılmaya başlandı.

“Yaşar Kemal Platformu”, Karayel’in çalışmasıyla açılıyor. Platform yetkilileri oldukça sahiplendikleri bu çalışmaya ilişkin platform ana giriş sayfasında bir de yazı yazdılar. Yazıyı aynen aktarıyoruz…

Koca Osman’ın evinde bir İnce Memed saklanır…

“Toros Dağları’nın etekleri ta Akdeniz’den başlar. Anavarza Ovası’nda, Vayvay Köyü’nde, Koca Osman’ın evinde bir İnce Memed saklanır. Korktuğundan değil, ufak tefektir ama korku nedir bilmez. Ağalara kafa tutar, insanı köle eden sisteme kafa tutar, gözünü kırpmaz haklarından gelir.

Titrek adımlarla basarken toprağa İnce Memed’le tanıştık, ondan aldık bugün sahip olduğumuz cesareti. Anadolu’nun öyküsünü, Anadolu insanının cesaretini Yaşar Kemal’den dinledik. Onun kahramanlarıyla kahraman olduk, onun öğrettikleriyle fark ettik kendi gücümüzü. Biraz daha cesur, biraz daha güçlü olmak için ‘platform’ çerçevesinde bir araya geldiğimizde, güzel bir fotoğrafımız olsun istedik. Bu fotoğrafta hem Koca Yaşar olmalıydı hem İnce Memed. Hem dağın öteki yüzündeki güneşi göstermeliydi, hem Çukurova toprağından sunmalıydı bir avuç. Hepsini bir arada ancak yukarıda gördüğünüz çizimde bulduk.

Yaşar Kemal Platformu adına yaptığımız tüm çalışmalarda bizi temsil eden bir simgeye dönüştü bu çizim. Biz bir logo mantığıyla yaklaşmamış olsak da o artık bizimle özdeşleşti. Yaşar Kemal temalı çizim yapan çok sayıda sanatçı vardı, ama bizim gönlümüzü fetheden Erdoğan Karayel oldu. Emek emek resmettiği bu ‘Yaşar Kemal ve İnce Memed’ çizimini kullanmak için kendisinden izin istediğimizde, göstermiş olduğu anlayış ve ilgi nedeniyle daha fazla sahip çıktık eserine. Kendisinin de bizler gibi İnce Memed ruhuna sahip olması içimizdeki coşkuyu körüklemiş oldu.

Yaşar Kemal’in İnce Memed’i gibi bizler de devrin Abdi Ağaları ile mücadele ediyor, Muhterem Yoğuntaş’ı gibi tüm yoksunluklarının içerisinde var olmak için çabalıyoruz. Bu çabada, eserini kullanmamıza izin vermekle bileğimize güç verdiği için Erdoğan Karayel’e teşekkür ediyor ve sevgilerimizi sunuyoruz.

Ve bir kez daha diyoruz, bu kez daha yüksek çıkıyor sesimiz: Değer… Gözleri kocaman çocuklar için mücadeleye değer…”

(Avrupaforum.org’da yayınlanan haberdir.)

Festival Simgemizin Hikâyesi…

Festival Simgemizin Hikâyesi…

Toros Dağları’nın etekleri ta Akdeniz’den başlar. Anavarza Ovası’nda, Vayvay Köyü’nde, Koca Osman’ın evinde bir İnce Memed saklanır. Korktuğundan değil, ufak tefektir ama korku nedir bilmez. Ağalara kafa tutar, insanı köle eden sisteme kafa tutar, gözünü kırpmaz haklarından gelir.

Titrek adımlarla basarken toprağa İnce Memed’le tanıştık, ondan aldık bugün sahip olduğumuz cesareti. Anadolu’nun öyküsünü, Anadolu insanının cesaretini Yaşar Kemal’den dinledik. Onun kahramanlarıyla kahraman olduk, onun öğrettikleriyle fark ettik kendi gücümüzü. Biraz daha cesur, biraz daha güçlü olmak için ‘platform’ çerçevesinde bir araya geldiğimizde, güzel bir fotoğrafımız olsun istedik. Bu fotoğrafta hem Koca Yaşar olmalıydı hem İnce Memed. Hem dağın öteki yüzündeki güneşi göstermeliydi hem Çukurova toprağından sunmalıydı bir avuç. Hepsini bir arada ancak yukarıda gördüğünüz çizimde bulduk.

Yaşar Kemal Platformu adına yaptığımız tüm çalışmalarda bizi temsil eden bir simgeye dönüştü bu çizim. Biz bir logo mantığıyla yaklaşmamış olsak da o artık bizimle özdeşleşti. Yaşar Kemal temalı çizim yapan çok sayıda sanatçı vardı, ama bizim gönlümüzü fetheden Erdoğan Karayel oldu. Emek emek resmettiği bu “Yaşar Kemal ve İnce Memed” çizimini kullanmak için kendisinden izin istediğimizde, göstermiş olduğu anlayış ve ilgi nedeniyle daha fazla sahip çıktık eserine. Kendisinin de bizler gibi İnce Memed ruhuna sahip olması içimizdeki coşkuyu körüklemiş oldu.

Yaşar Kemal’in İnce Memed’i gibi bizler de devrin Abdi Ağaları ile mücadele ediyor,  Muhterem Yoğuntaş’ı gibi tüm yoksunluklarının içerisinde var olmak için çabalıyoruz. Bu çabada, eserini kullanmamıza izin vermekle bileğimize güç verdiği için Erdoğan Karayel’e teşekkür ediyor ve sevgilerimizi sunuyoruz.

Ve bir kez daha diyoruz, bu kez daha yüksek çıkıyor sesimiz: Değer… Gözleri kocaman çocuklar için mücadeleye değer…