Yaşar Kemal Yazdı, Türkân Şoray Yönetti…

Yaşar Kemal’in aynı isimli kitabından, 1981’de sinemaya uyarlanan “Yılanı Öldürseler”  filminin gösterimi de festival kapsamında gerçekleştirilecektir.

Yapımcılığını Arif Keskiner ve Abdurrahman Keskiner’in üstlendiği filmde; Türkân Şoray, Talat Bulut, Mahmut Cevher, Ahmet Mekin, Aliye Rona gibi oyuncular yer almış, müziğine ise Zülfü Livaneli imza atmıştır.

Yönetmen koltuğunda oturan isim ise Türkân Şoray olmuştur.

Büyük ustanın şiirsel bir dille kaleme aldığı ve okuru betimlemeleriyle kendisine çektiği eserinden tadımlık bir bölüm:

“Babası öldürüldüğünde Hasan ya altısında, ya yedisindeydi.

Anavarza kayalıklarının üstünde kartallar dönüyordu, kanat kanada. Çirişsikleri çiçeklerini güneşe uzatmışlardı, ak. Uzaklarda bir bulut bu yana savruluyor, gölgesi bataklık yerini yalayıp Dumlu üstüne kayıp gidiyordu. Çirişsikleri çiçeklerinde arılar, kara, yanardöner arılar, sarıca, bal arıları, boncuklu, mavi arılar… Mavi kengerler dikenlerini kayalıkların arasından som mavi çıkarmışlardı. Hasan kayalıkta bir kekik gibi kaynıyordu. Aşağısı, gündoğusu uçurumdu. Başı dönüyordu Hasan’ın. Uçurumda kartal yuvalarına inmiş, ne bir yumurta ne de kartal yuvalarını bulabilmişti. Onu gören kartallar duvar gibi düz kayalığın yüzünden kocaman kanatlarını çırparak, havayı sallayarak uçuşuyorlardı. Bahar güneşi kayalıkları kızdırmıştı. Kaya aralarında mavi sütleğenler, sarı safranlar, mor üçgül çiçekleri… Kekikler açtı açacaklar, güneşte ağır kokuları ılgıt ılgıt esiyor.

Hasan’ın son umudu duvarın dibindeki yuvaydı. Ama bu yuvaya her zaman zor inmişti. Bir keresinde asılı kalmıştı da kayada, nasılsa kurtulmuştu ama, kurtulması çok zor olmuştu. Bir daha da o yuvaya inmemişti. Eğer, o zaman eline o eşek inciri kökü gelmemiş olsaydı ya da kök kopsaydı, yanmıştı, belki aşağısı on minare boyuydu. Daha dibe varmadan paramparça olurdu. Ortalık karmakarış kokuyordu. Hasan böyle bahar güneşinde ortalık karmakarış kokunca, kokuları hiçbir kokuya benzetemeyince, bunu kaya kokusu sanıyordu. Bu konu Anavarza kayalıklarının kokusuydu. Arılar, kertenkeleler, keklik yavruları, yuvaları, kartal yavruları, çıngıraklı yılanlar, ok yılanları da böyle kokarlar. Anavarza kayalıklarında insanlar böyle bu kaya kokusuyla kokarlar. Hoş, ballı, bayıltıcı bir kokudur bu bahar güneşinde. Anavarza kayalıklarında yağmur da başka türlü kokar, o da ıslak kaya kokar. Bulut da kokar, o da başka başka kokar…”

“Dünyada çok şey kolay da, insan olmak zor…”

hr