Gönüllerde ‘Yaşar’ Kemal!

Anadolu’nun kültür mirası denince akla destanlar gelir. Bitmek tükenmek bilmeyen destanlar… Bu bereketli toprakların içinde saklı kalan hikâyeler, Homeros’tan bu yana pek çok ozan tarafından anlatıldılar. Bazen bir destan gibi okundu, bazen bir türkü gibi söylediler. Ve bu toprağın hikâyesini en güzel söyleyenlerden biri de Yaşar Kemal oldu. Kadirli’nin bir Türkmen köyü olan Hemite’de dünyaya gelerek, Anadolu’nun gelmiş geçmiş en büyük destan anlatıcısı oldu Yaşar Kemal. Bizlere gözlerimizle görmediğimiz hiçbir şeyden bahsetmedi, olağanüstü varlıklardan söz etmedi, bilakis her yerde gördüğümüz alelade insanların hayatlarını anlattı kendi dilinde… O anlattıkça, onlar destanlaştı…

Kahramanlarını insanüstü güçleri olanlardan seçmedi; yerine, hepimize içimizde bir kahraman taşıdığımızı gösteren kahramanları oldu. Ve her hayatın bir destan olabileceğini de anlattı. Daima yazdı… En çok da yürüyerek yazdı. Her adımında bir cümle daha kurdu zihninde. Torosları, Çukurova’yı, toprağı, ağacı, denizi, kuşları, ama en çok da insanı yazdı. Ve elbette çocukları…
Zor bir çocukluk yaşamıştı Yaşar Kemal. Belki de ondandı çocuklara bu kadar düşkün olması. Dayısının kurban derisi yüzerken elinden kayan bıçak sonucu sağ gözünü kaybettiğinde, henüz üç yaşındaydı. Beş yaşında daha büyük bir kayıpla karşılaştı. Gözleri önünde, üstelik caminin orta yerinde, kalbinden bıçaklanarak öldürüldü babası. Bıçağı tutan hiç de yabancı değildi üstelik, Van’dan göç ettikleri sırada yolda yaralı şekilde bulup yanlarına aldıkları, evlat bildikleri Yusuf’tu. Yaşar Kemal’in üvey abisi Yusuf…

Babasının ölümüyle kimsesiz kalmadı kalmasına, ama hayatı hep meşakkatli geçti. Okula devam edemedi, geçinmek için işten işe koşturmak zorunda kaldı. ‘Çocuklar İnsandır’ kitabında yer verdiği kahramanı Muhterem Yoğuntaş gibiydi, her şeye rağmen var oldu. Üstelik olmaması için tüm şartlar yeterince elverişliyken, dev bir yazar oldu. Tıpkı Çukurova sıcağında çatlayan bir kayanın, incecik aralığından dünyaya açılan sonsuz bir ağaç gibi…

“Ben çocukları çok severim. Onları anlamaya çalışırım sevmekten daha çok.”, der ‘Çocuklar İnsandır’ kitabının başında Yaşar Kemal. Anlamaya çalışırken de tıpkı onlar gibi içtendir, sahicidir, rol yapmak yoktur tabiatında. Zaten onun kitaplarını okuyanlar bilirler bu sahiciliği. Kendi çocuk tarafını da inkâr etmez hiçbir zaman. Çocuklarla çocuk olur, gökyüzünde uçurtmalar uçurur. Çocuklar da korkmaz kendileri gibi olan bu koca yürekli adamdan, “Kaç Yaşar amca, karanlık kavuşuyor!” derler.

Sadece bir yazar değildi Yaşar Kemal, bir toplumun vicdanı oluvermişti. “İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.”, dedi, nerede bir adaletsizlik görse mücadele etti. Nerede bir mazlum görse kol kanat gerdi, nerede bir yetim görse acısını acısına kattı. Söylenmeden dinledi, anlatılmadı anladı. Barıştan yana oldu cümleleri hep. Kalemini kimse için yolundan çevirmedi, ilk şiirini yazdığı günden, son kitabını yazdığı güne kadar bu böyle devam etti. Eğilmedi, bükülmedi, başkaları tarafından şekillendirilmedi. Koca Çukurova’yı taşıdı gönlünde. Hemite’de de, Adana’da da, İstanbul’da da, Paris’te de…

‘İnce Memed’le içimizdeki kahramanı uyandırdı, ‘Dağın Öteki Yüzü’ ile kuruyan umutlarımızı yeşertti. ‘Çocuklar İnsandır’la kimsesiz çocuklara dokundu, ‘Fırat Suyu Kan Akıyor’la bir toplumun acısını duyurdu. ‘Teneke’ ile mücadeleyi öğretti, ‘Yılanı Öldürseler’ ile toplumsal cinneti serdi gözlerimizin önüne. Her kitabından geriye bir duygu bıraktı bizlere. Ve bir de vasiyet gibi sözler kaldı kendinden geriye:

“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun.
İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın.
Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin.
İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır.
Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

28 Şubat 2015’te yitirdik Türk edebiyatının Toroslar gibi dimdik duran usta kalemini. Biliyoruz ki her şeye rağmen sonsuza dek gönüllerde ‘Yaşar Kemal’… Onun tasvir ettiği, onun hayal ettiği ve hayal ettirdiği kadar güzel bir dünyada yaşayabilmek dileğiyle…